Belirttigim guvenlik bahanesiyle canta karistirmalar konusunda Kadikoy Belediyesi'nden bir bayan birkac gun sonra beni arayip mailde yasasina kadar isaret ettigim durumu bir de benden duymak istedigini soyledi. Sesi sacunma yapar gibiydi, ama bir yandan tam emin de degildi durumdan. Ben de mailde yazdiklarimi adim adim anlattim kendisine, bu arada yasalardan bahsettim, yasa metnini nereden aldigımı, kac numarali yasa oldugunu filan anlatirken kendisi de bana "e ben de alisveris merkezlerine girerken cantami aciyorum, ne var ki bunda " deyince cevabim "e acmayin." oldu, cunku yasa boyle bir hakki ozel guvenliklere vermiyor dedim. Olayin temelinde cok sukur ki asilsiz cikan bir bomba ihbari yuzunden oradaki yoneticinin aramalari metal dedektorunden elle aramaya cevirmesinden kaynaklaniyormus. Kendisine durumun ciddiyetini anladigimi ama bu uygulamanin yasalara aykiri oldugunu, ozel guvenlik gorevlilerinin ancak metal dedektoru kullanabilecegini soyledim. Durumu arastirip bir emniyet mensubuyla da dogrulamak ostedigini soyleyerek
Bana tesekkur edip teefonu kapatti.
Bayagi zamandir Sureyya'ya gidemedim ondan sonra, bu aksama kadar. Kadikoy belediyesi'nin iyi niyetli ve insan haklarina saygi duyan bir anlayisa sahip oldugunu biliyordum. Ama sira canta aramaya gelince bir daha cantami actirmasalar bari diye dusunerek siraya girdim. Guvenlik gorevlisi, "cantalari acik bir sekilde masaya koyuyoruz!" diye kalabaliga sesleniyordu ama bir yandan elinde de metal dedektorunu gorunce sevindim. Acik konan cantalara bakti, ben cantami kapali koydugumda ise tarayip geri verdi. İlginc degil mi? İsteyenin bir yuzu kara ayarinda bir uygulama ama yine de hic yoktan iyidir, destekliyoruz, vatandasini dinleyen ve yasalara uymayi telkin ederken kendi de yasalara uymaya son raddede dikkat eden ozel guvenlik kurumlarinin sayisi artsin istiyoruz...
AYRINTIDA GİZLİ
Hayatın abuk subuk ayrıntılarına takılan bi adamın kendi kendine aldığı notları...
6 Ocak 2012 Cuma
Kadıköy'deki Opera ve Güvenlik Saçmalaması
Dün Süreyya Operası'nda Sevil Berberi'ni izlemeye gittim, çok da beğendim ama girerken yapılan güvenlik kontrollerini çok abartılı bulduğum ve zaten huylandığım bir konu olduğu için ufak bir araştırma yaptım, konunun yetkilerinin aşılması olduğunu düşündüğüm için de Kadıköy Belediyesi'nin şikayet/öneri sayfasına 1659593 numarası ile aşağıdaki şikayeti ilettim, cevap gelirse paylaşacağım...
Merhaba,
Kadıköylü ama an itibarı ile Kadıköy'de yaşamayan biriyim ama Süreyya'nın ortamında opera izlemekten çok büyük zevk almaktayım. Dün akşam Sevil Berberi adlı operayı izlemek için Süreyya'ya girerken, kapıdaki güvenlik görevlilerinin uygulaması beni çok rahatsız etti. Şöyle, beni dedektörden geçirip çantamı açıp masaya bırakmamı istiyorlar, görevlilerden biri iki eliyle çantanın içini karıştırmaya ve kendine göre güvenli olduğunu anlamaya çalışıyor. Üstelik yalnızca birnin elinde eldiven var, elini benim çantama sokamaması gerekirken bilekleri dahi kapalı olarak çantamı karıştırdı. Bileğinden içeri bir paket uyuşturucu /silah /hap vs. bir şeyi bırakmadığına nasıl emin olabilirsiniz ki?
http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=1.5.5188&sourceXmlSearch=&MevzuatIliski=0 adresinde göreceğiniz 5188 sayılı kanunun 7. Maddesinde de belirtildiği gibi ancak ve ancak dedektörle arama yetkisine sahipler. Bu durumda, Kadıköy Süreyya Operası'nda çalışan güvenlik görevlilerinizin her gösteride, seyircileri içeri alırken yasaların onlara verdiği yetkilerin ötesine geçmekteler.
Bu durumun Kadıköy Belediyesi gibi aydın bir belediye anlayışına hiç yakışmadığını düşündüğüm için paylaşmak istedim. Konuyla ilgili sizden bir açıklama ile birlikte düzenleme beklemekteyim. İyi günler, Mert Mekik
Kanun kısa ve net yazılmış, diyor ki:
yani GÜVENLİK GÖREVLİLERİ, MEKAN GİRİŞİNDE ÇANTANIZA ELİNİ SOKAMAZ, AÇTIRIP BAKAMAZ, ANCAK X-RAY VEYA METAL DEDEKTÖRÜ İLE TARAYABİLİR.
Siz de özel hayatınıza sahip çıkın, güvenlik bahanelerine pabuç bırakmayın.
Merhaba,
Kadıköylü ama an itibarı ile Kadıköy'de yaşamayan biriyim ama Süreyya'nın ortamında opera izlemekten çok büyük zevk almaktayım. Dün akşam Sevil Berberi adlı operayı izlemek için Süreyya'ya girerken, kapıdaki güvenlik görevlilerinin uygulaması beni çok rahatsız etti. Şöyle, beni dedektörden geçirip çantamı açıp masaya bırakmamı istiyorlar, görevlilerden biri iki eliyle çantanın içini karıştırmaya ve kendine göre güvenli olduğunu anlamaya çalışıyor. Üstelik yalnızca birnin elinde eldiven var, elini benim çantama sokamaması gerekirken bilekleri dahi kapalı olarak çantamı karıştırdı. Bileğinden içeri bir paket uyuşturucu /silah /hap vs. bir şeyi bırakmadığına nasıl emin olabilirsiniz ki?
http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=1.5.5188&sourceXmlSearch=&MevzuatIliski=0 adresinde göreceğiniz 5188 sayılı kanunun 7. Maddesinde de belirtildiği gibi ancak ve ancak dedektörle arama yetkisine sahipler. Bu durumda, Kadıköy Süreyya Operası'nda çalışan güvenlik görevlilerinizin her gösteride, seyircileri içeri alırken yasaların onlara verdiği yetkilerin ötesine geçmekteler.
Bu durumun Kadıköy Belediyesi gibi aydın bir belediye anlayışına hiç yakışmadığını düşündüğüm için paylaşmak istedim. Konuyla ilgili sizden bir açıklama ile birlikte düzenleme beklemekteyim. İyi günler, Mert Mekik
Kanun kısa ve net yazılmış, diyor ki:
Özel güvenlik görevlilerinin yetkileri
Madde 7- Özel güvenlik görevlilerinin yetkileri şunlardır:
a) Koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.
b) Toplantı, konser, spor müsabakası, sahne gösterileri ve benzeri etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle arama, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme.
c) (Değişik: 23/1/2008 – 5728/544 md.) Ceza Muhakemesi Kanununun 90 ıncı maddesine göre yakalama.
d) (Değişik: 23/1/2008 – 5728/544 md.) Görev alanında, haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arama.
e) Yangın, deprem gibi tabiî afet durumlarında ve imdat istenmesi halinde görev alanındaki işyeri ve konutlara girme.
yani GÜVENLİK GÖREVLİLERİ, MEKAN GİRİŞİNDE ÇANTANIZA ELİNİ SOKAMAZ, AÇTIRIP BAKAMAZ, ANCAK X-RAY VEYA METAL DEDEKTÖRÜ İLE TARAYABİLİR.
Siz de özel hayatınıza sahip çıkın, güvenlik bahanelerine pabuç bırakmayın.
11 Temmuz 2011 Pazartesi
Kuzey Yarımküre'de Avustralya Kışı!
Yeni banliyo trenleri ile yolculuk yaparken dusunduklerim:

Bi yandan diyorum ki yolda harcadigi zamani bu kadar hesapla kitapla belirlemeye calisan bi adama TCDD'den dondurmam kaymak kampanyasi! Yolculuk yaptigimiz surece donduruluyoruz, boylece yuzumuz gozumuz daha az kirisiyor 30 yil boyunca yapilan tren yolculuklari sonrasinda. Ben cocukken falan insanlar Mars'a giderken donduruluyolardi kitaplarda filmlerde falan ama dogrusu Sogutlucesme olcakmis yanilmislar. Zaten ucan arabamiz da olamadi hala. Mr. Robert Zemeckiss daya iyi çalışmalıymış, biz de tabi çocuk halimizle inanıyoduk araba formatında uçan şeylerimiz olacağına. Neyse sözün özü TCDD'den çok önemli atılım. Hayatımızdan kaybettiğimiz saatler yüzümüze yansımıyor, dondurulmuş bireyler olarak yolculuk yapıyor, artık yollarda yaşlanmıyoruz. Dondurulan besinler bir kere çözülmeliler evet ama bize bişey olmaz! aa bir Pazartesi sabahı Söğütlüçeşme'ye uyuyamadan gelmişim bile! Ne güzel! Çok yaşa TCDD! yok ben hapşurdum aslında ben hakettim "Çok yaşa"yı ama neyse.
Bu klimanin bir acik bir de kapali modu mu var? Eskilerinde bastoginizda ayakkabinizdan bir parca almadan birakmayacak kizginliga erisen, ya acik ya kapali kaloriferler vardi evet, yazin kullanip kisin yagmur camurda trende eldivenle yolculuk yaptiriyordunuz evet. Ama sene oldu 2011, ya da Hicrî 10 Şaban 1432, Rumî 28 Haziran 1427 olmus, belki daha iyi anlasilir diye diyorum, biz hala teknolojik cihazlarla savasiyoruz. Şu guzelim vagonlara bu kadar parayi verdik klimali konforlu koltuklar eyvallah ama o klimayi surekli 18'de mi artik +4'te mi calistiriyor makinist amcamiz anlayamiyorum cunku belli bi noktadan sonra daha soguk hissedemiyorum. Disarisinin 30lu Celcius derecelerde oldugu guzel temmuz sabahi disarida gunes parlarken ben Jack Johnson'dan yagmurlu kis sarkilari dinlemekten sıkılmiyorum bile. Tepemdeki klimadan gelen Avustralya kisi sogugu resmen beni ayik tutuyor.Adamlar sırf o soğuktan korunabilmek için UGG bot yapmışlar ama ben kısa kollu tişörtle o soğuğa cengaver bi şekilde karşı duruyorum.

Bi yandan diyorum ki yolda harcadigi zamani bu kadar hesapla kitapla belirlemeye calisan bi adama TCDD'den dondurmam kaymak kampanyasi! Yolculuk yaptigimiz surece donduruluyoruz, boylece yuzumuz gozumuz daha az kirisiyor 30 yil boyunca yapilan tren yolculuklari sonrasinda. Ben cocukken falan insanlar Mars'a giderken donduruluyolardi kitaplarda filmlerde falan ama dogrusu Sogutlucesme olcakmis yanilmislar. Zaten ucan arabamiz da olamadi hala. Mr. Robert Zemeckiss daya iyi çalışmalıymış, biz de tabi çocuk halimizle inanıyoduk araba formatında uçan şeylerimiz olacağına. Neyse sözün özü TCDD'den çok önemli atılım. Hayatımızdan kaybettiğimiz saatler yüzümüze yansımıyor, dondurulmuş bireyler olarak yolculuk yapıyor, artık yollarda yaşlanmıyoruz. Dondurulan besinler bir kere çözülmeliler evet ama bize bişey olmaz! aa bir Pazartesi sabahı Söğütlüçeşme'ye uyuyamadan gelmişim bile! Ne güzel! Çok yaşa TCDD! yok ben hapşurdum aslında ben hakettim "Çok yaşa"yı ama neyse. 22 Mayıs 2011 Pazar
Akbil maliyetine Seul'e uçulabilir mi?
Küçük bi hesap işi yaptım da, son 10 yılda işe ve okula gidip gelmek için harcadığım zaman toplamda 11024 saat gibi ufacık bir zamana denk geliyor. 459 gün eden bu ufak zaman sadece birşeyler öğrenmek veya yapabilmek için diğer insanların fiziki olarak belli bir noktada olmam gerektiğine olan inançları ve sistemleri buna dayanarak kurmuş olmalarından kaynaklanıyor. 347.880 km yol almışım dile kolay, her yıl Kıbrıs kadar yol değil, Dünyanın Çevresi'ni (ekvatorda 40.075 km) 8.6 kere dönebilecek kadar yol. Bu kadar yol alınca, insan adapte olabilen bir organizma olduğundan, tren, otobüs gibi sallantılı araçlar sayesinde, her sallantı direkt olarak uykumu getiriyor!
Şehir içi ulaşım mı Uluslararası Ulaşım mı?
bugünün parasıyla verdiğim 30.000 TL civarı parayı da ayrıca not ediyorum...

THY'nin Seul uçağını az önce 1733,81 TL'ye buldum, niye Seul bilmiyorum, ama 1988 veya Naim Süleymanoğlu ile ilgisi yok. uzak şehir işte. yaklaşık 7962 km uzakta. km başına kaç TL ediyor öyleyse?
Gidiş dönüş olduğu için 7962*2 yapmak lazım. Hesap da
1733,81/7962*2 =0,1088 TL/km ediyor, aklımızda tutalım.
Ben kaç km yapmışım? 347880. Kaç para verdim? 30.000 diyelim. Demek ki km başına ne verdim? 30.000/347880=0,0862 TL/km. Bu Türkiye'de son on yılda ortalama şehir içi taşıma bedeli olarak kayıtlara geçsin.
Dünya çevresinde uçakla dolaşmaya kalksam, akbil basmaktan çok da fazla para vermeyecekmişim demek ki. Minibüs otobüs dolmuş tren ve metrobüs kullanırken yaşadığımız sıkışıklık yerine km başına 2 kuruş fazla verip uçakla seyahat edebiliyoruz demek.
Demek ki aslında uçak çok ucuz bişey.
Globally yours , Mert
Şehir içi ulaşım mı Uluslararası Ulaşım mı?
bugünün parasıyla verdiğim 30.000 TL civarı parayı da ayrıca not ediyorum...

THY'nin Seul uçağını az önce 1733,81 TL'ye buldum, niye Seul bilmiyorum, ama 1988 veya Naim Süleymanoğlu ile ilgisi yok. uzak şehir işte. yaklaşık 7962 km uzakta. km başına kaç TL ediyor öyleyse?
Gidiş dönüş olduğu için 7962*2 yapmak lazım. Hesap da
1733,81/7962*2 =0,1088 TL/km ediyor, aklımızda tutalım.
Ben kaç km yapmışım? 347880. Kaç para verdim? 30.000 diyelim. Demek ki km başına ne verdim? 30.000/347880=0,0862 TL/km. Bu Türkiye'de son on yılda ortalama şehir içi taşıma bedeli olarak kayıtlara geçsin.
Dünya çevresinde uçakla dolaşmaya kalksam, akbil basmaktan çok da fazla para vermeyecekmişim demek ki. Minibüs otobüs dolmuş tren ve metrobüs kullanırken yaşadığımız sıkışıklık yerine km başına 2 kuruş fazla verip uçakla seyahat edebiliyoruz demek.Demek ki aslında uçak çok ucuz bişey.
Globally yours , Mert
21 Mayıs 2011 Cumartesi
ekimden bu yana yazmamışım. sadece dırdır etmek için yazıyorum onu fark ettim ama olsun, bundan sonra daha az dırdır eden yazılar yazmaya çalışırız nedir?
iTunes kullanıyorum evde, çok insan pek sevmiyor biliyorum ama radyoları o kadar zengin ki ne istersem buluyorum. Tavsiye ederim.
iTunes kullanıyorum evde, çok insan pek sevmiyor biliyorum ama radyoları o kadar zengin ki ne istersem buluyorum. Tavsiye ederim. özellikle Electronica seçip Futuradio Dance'i bulun biraz dinleyin derim. Güzel çalıyolar.
Eğer Pop buçuk Rock'a çeyrek kala Hip Hop'u beş geçe seviyorsanız Top40 altında Wave96 var www.wave96.net adresinden de yayın yapıyolar sanırım az önce söyledi arada ama bilemedim, onlar da iyiler kendi meşreplerince.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


